- Makaleyi Paylaş
- Facebook'ta Paylaş
- Twitter'da Paylaş
- 27 Mart 2018, Salı 3:03
Çin Hakanı Türklerle savaşmaktan yorulmuştur. Türk süvarileri Çin Ordusunu her seferinde darmadağın etmekteydi. Özel yetiştirdikleri süvariler bile Türk süvarileri karşısında tutunamamıştır. Hakan meclisini toplar, bilgeleri çağırır. Topladığı meclise “Türklerle barış anlaşması yapacağını, barış için öne sürülen şartların çok ağır olduğunu ama başka çareleri olmadığını” söyler.”Bu defalık kurtulacağız, sonrası için kalıcı bir çözüm lazım. Bunun için ne yapacağız” diye sorar. Mecliste saatlerce süren uzun toplantılar olur. Sadece barış şartlarını tespit edebilirler. Türklerin hücumlarını önleyecek bir çözüm bulamazlar ve meclis dağılır. Mecliste bulunan fakat tartışmalara katılmayan yaşlı bir bilge Çin Hakanı’nın dikkatini çekmiştir. Bilgin salondan ayrılmaz, hükümdarın yanına gelir, baş başa görüşmek ister. Türklerden kurtulmanın tek bir yolu olduğunu söyler.
Çin heyeti Türklerle barış anlaşması için eşi benzeri olmayan hediyelerle gelir. Heyet, Türklerin istediği şartların hemen hemen hepsini kabul eder. Türkler bu duruma çok şaşırır. Türk Hakanı konuklar şerefine büyük bir şölen tertipler. Törende Türk Hakanı artık kardeş olduk dediği Çin Hükümdarına bir hediye göndermek istediğini söyler. Heyet başkanına “istediğiniz bir şey var mı?” diye sorar. Heyet Başkanı “Başkentiniz yakınlarındaki yeşim taşı kayasını istiyoruz”der. Türk Hakanı şaşırır, elçiye kızar.”ben kardeşime hediye diye bir taş parçası gönderemem”deyince elçi ,”Hakanımız bu taşın güzelliğini duymuş, sarayının bahçesine koymak istiyor. Baktıkça sizi hatırlayacaktır” diyerek Hakanı ikna eder. Hakan kayayı nasıl götüreceklerini sorar. Elçi kayayı parçalayacaklarını, parça parça götüreceklerini sonra sarayın bahçesinde birleştireceklerini söyler. Türk Hakanı gerekli izni verir. Şölen neşeyle biter. Barış anlaşması, heyetin hediyeleri çoşku yaratır. Üstelik hediye olarak sadece kaya parçası vereceklerdir.
Olayı öğrenen Aksakal denilen bir kaç yaşlı Hakanın huzuruna çıkarlar ve “Yeşim kayası Çinlilere verilirse Türk Yurduna felaket çökecek, Çinlilerin ipeklileri sizi kandırmasın” derler. Hakan ve çevresindekiler yaşlıların uyarılarına kulak asmazlar.Çinliler bazen küskülerle, bazen kızgın sirke dökerek yeşim taşı kayasını parçalarlar. Parçalar hemen bekleyen arabalara yüklenir, Çin’e gönderilir. Yaşlılar gözyaşlarıyla Çin’e giden arabaları izlerler. Yeşim taşı yüklü son araba Türk Yurdunu terke dince ülkede kuşlar böcekler susar, yağmur yağmaz olur. Dereler, nehirler kurur, salgın hastalıklar hayvanları kırar, geçirir. Önce merkezden uzaktakiler ülkeyi terk ederler, sonra geride kalanlar. Türk Yurdu kısa zamanda ıssızlaşır.
Bu hikâyeyi uzun yıllar önce çocuklarımın ilkokul tarih kitaplarından okumuştum. Yazmak nerden çıktı derseniz; Avrupa’nın atalarının kim olduğu sorusundan. Aydınlanma dönemi başlayıncaya kadar olan sürede Avrupalı tarihçilerin bir kısmı köklerinin Türklere kadar uzandığını söylüyorlardı.
Avrupa’ya İskitlerin, Hunların, Macarların, Kıpçakların, Peçeneklerin, bazı Oğuz boylarının göç ettiği biliniyordu. İsviçre, Fransa, Belçika’da bazı köylerin Hunlara ait olduğuna dair Avrupa basınında çıkan haberleri okumuştum. Runik alfabe ile taşlara yazılmış Orhun yazıtları bulunduğunda Norveç ve İsveçliler atalarımızın yazıları bulundu diye bölgeye inceleme heyetleri göndermişlerdi. Yaklaşık bir-iki ay önce Cumhuriyet gazetesinin Pazar ekinde gazetenin İsveç muhabiri Ali Haydar Nergis’in bir yazısı yer aldı.”İsveçlilerin ataları Türk”.Yapılan DNA testlerine göre İsveçlilerin yaklaşıkP si Türk soyundan geliyor.
Yeşim taşının Türkler için dinsel bir önemi vardı. Ölen insanların yanına yeşim taşından yapılmış mücevherler, nesneler konurdu. Bu adet Türklerden Çinlilere geçmiş. İlginçtir, aynı adet Orta Amerika ve Meksika’da büyük uygarlıklar kurmuş Mayalar ve İnkalar’da da var. Buralara sonra uzanırız diyerek tekrar Avrupa’ya dönelim. Türk Tarihi üzerine çalışmalar yapan son dönem Türk ve Rus tarihçiler konuya değişik bir açıdan yaklaşıyorlar. Bu tarihçiler olaylara iklimsel değişiklikleri temel alarak yaklaşıyorlar. Jeolojik kanıtlarla desteklenmiş tezlerine göre Orta Asya’da bir kaç büyük deniz vardı. Bu bölgede yaşayan kavimler/milletler deniz kenarında büyük bir medeniyet oluşturmuşlardı. Bu denizler bugünkü Kazan şehrine kadar ulaşıyordu. Bu şehirde gemilerin bağlandığı “baba” tabir edilen taş direkler bulunmuştur. Sözü uzattık, kısacası iklim değişmiş, denizler kuruyarak Gobi, Taklamakan,Kızıl Kum çölleri oluşmuş. Bu süreçte bölge insanları mecburen göçmen olmuş. Bölgeden binlerce yıl sürecek göç başlamış.Sümer,Elam,Mısır,Anadolu ve Hindistan’a güneyden ,Ural’ı aşarak kuzeyden de Avrupa’ya göç sürmüş gitmiştir.Türkler göçer değil, göçmendir.Elamlıların, Sümerlerin Türk kökenli olduğu Rus ve Avrupalı bilim adamlarınca öne sürülmektedir. Göçmenler gittikleri yerlere gelişmiş tarım ve maden işleme tekniklerini götürmüşlerdir.
Avrupa’ya dönersek aydınlanma dönemine kadar Avrupalılar Turan/Türk soyundan olduklarını kabul ediyorlardı. Etrüsklerin Türk kökenli olduğu bilim çevrelerinde neredeyse istisnasız kabul görmektedir. Avrupalıların Turan/Türk atalarından kurtuluşu aydınlanma çağıyla başlar. Osmanlı İmparatorluğu 2. Viyana kuşatmasından sonra(1686) yenilgi dönemine girmiştir. Avrupalı filozoflar kendilerine ata olarak Antik Yunan’ı seçerler. Ancak Antik Yunan’ın yazısı Fenike kökenliydi. Orta Asya, Mısır, Çin medeniyetleri karşısında Antik Yunan medeniyeti çok sönük kalıyordu. Sonunda Hindistan’a kadar uzandılar ve oradan gelen “Arien” halkların Avrupa’ya göç etmesiyle Avrupa medeniyetinin oluştuğunu keşfettiler. Halkları sınıflandırdılar. Kendilerini de Hint-Avrupalı sınıflandırmasına soktular. Ne diyelim kendi seçimleri. Oysa 1750 li yıllarda İsveç tarihini kurucusu Legerbring, İsveç dilindeki Türkçe isimlerden yola çıkarak atalarının Türkler olduğunu öne sürmüştü. Aydınlanmacıların öne sürdüğü tezler başlangıçta pek etkili olmadı. Emperyalizm olgusu ortaya çıkınca durum değişti. Lagerbring (1707-1787) Oden’in Türk ülkesinden (Turkland) geldiğini ve bir Türk soylusu olduğunu Lund Rektörü sıfatıyla İsveç bakanlık müsteşarlığına yazar. Yazdığı bu mektup saray saymanlığı tarafından kitap olarak basılır Lagerbring yalnız İskandinavya dillerinin değil Almanca, Fransızca ve İngilizcenin de Türkçe ile akraba olduğu görüşünü savunmuştur. Lagenbring sadece İsveç’in değil Avrupa’daki krallık hanedanlarının çoğunun Oden’in soyundan geldiğini öne sürer.
Emperyalist İngiltere’nin Liberal Parti lideri Gladstone 1876 da “ Türk ırkını Avrupa’dan kovup Asya’ya süreceğiz” diyordu. İngiltere ve benzeri emperyalist ülkelerin aydınları da yöneticilerine uydu. Antik Yunan/Grek kültürü öne çıkarıldı. Olmayan Aryan ırkın izleri Tibet’te arandı. Tabii ki bulunamadı. Ama bu olmayan saf Ari ırkı koruma safsatası 20. Asrın ortalarında Hitler gibi ırkçı, faşist liderlerin dünyayı kana bulamasına yol açtı. Emperyalistler ırkçılıklarına, işgalciliklerine kılıf bulmak için gerek kendi halklarına, gerek işgal ettikleri ülke halklarına kendilerini medeni, insancıl olarak tanıttılar. Hümanizm sözcüğü dillerinden hiç düşmedi. Barbarlara medeniyet götürüyorlardı. Kültürsüz, yazısız barbarların tek seçeneği olabilirdi; o da emperyalistlere köle olmak, onlar için ölünceye kadar çalışmak. Bunun için de Osmanlı, Çin, Fas, İran gibi köklü devletlerin yıkılması gerekiyordu.
Avrupalıların bir kısmı atalarımızı bulduk dedi ama tarih tarihçiliğini yaptı. Yeşim taşı ortaya çıktı. Yeşim (Ya de) taşını Türklerin dini amaçla kullandıklarını söylemiştik. Türk yurdundan bulunan bu taştan her yıl yüzlerce araba Çin’e ihraç ediliyordu.
Orta Asya’yı, Türkistan’ı terketmek durumunda kalan boylar, aileler bu taşlardan yapılmış aletleri yanlarında götürdüler. Sadece Yeşim taşını değil, Dolmen ve taş anıt dikme âdetini de götürdüler. Avrupa’da Layard, Rawlinson, Layard’ın İskoç danışmanı Fergusson gibi bilgin diplomatlar 1800-1880 yılları arasında yaptıkları arkeolojik çalışmalarda Asur, Babil, Sümer gibi eski uygarlıkların kalıntılarını ortaya çıkarmış ve bu uygarlıklarda Asya kökenli, Turani toplulukların yapıcı etkisi bulunduğunu kanıtlarıyla duyurmuşlardır. Yaşamının büyük bir bölümünü adadığı Eski Çağlar mimarisi çalışmalarının sonunda Fergusson; 600 yıl önce Avrupa’da Aryanların değil Asya kökenli “Turanlı”ların egemen olduklarını gözler önüne sermiştir. Fergusson’a bu çalışmalarından dolayı “ingiltere Kraliyet Mimarlar Enstitüsü” ödül vermiştir. Fergusson dünyanın dört bir yanındaki taş anıtları incelemiş; taş yapıların,anıtların ve dolmenlerin kurulduğu yerlerin Türkçe konuşan Turan kökenli halklar tarafından yapıldığını,yer adlarının sonu “ak” sesiyle biten Türkçe sözcükler olduğunu kanıtlamıştır. M.Betrand 1864 ‘de Fransa’nın 31 yöresinde saptadığı 2225 dolmenin 517 ‘sinin adlarının “ak” ile bittiğini tespit etmiştir. İskoç bilgin yaptığı bir araştırmada İskoçyalıların 6 Nisan 1320 de papaya gönderdikleri bir yazıda kendilerinin Asyalı İskitlerin oyundan geldiklerini, ”iskoç” (scoth) sözcüğünün “İskitéin (scyth) özgün biçiminden başka bir şey olmadığını resmen bildirerek kilise kayıtlarına geçirtmişlerdi. Komşuları İrlandalılar da kökenlerinin Turanlı olduğunu belirterek öğünürlerdi.
Gelelim Yeşim taşına; Avrupa’nın her neresinde olursa olsun, kuruluşu 6000 yıl öncesine dayanan taş anıt ya da mezarbulunmuşsa; orada Orta Asya Türklerinin eski çağlarda “ Ya de” taşı dedikleri hemen bütün Avrupa dillerinde “ Ja de” (okunuşu) olarak adlandırılan Farsların “yeşm” dedikleri bizim ise Yeşim Taşı dediğimiz sert taştan yapılmış baltalar ve turkuvaz taşından gerdanlıklar çıkarılmıştır. Truva’da bulunan kazılarda Yeşim Taşı bulunmuştur. Arkeologların bulduğu ya de taşından balta taşları ve gerdanlıklar Asya kökenliydi. Bu tezin aksini savunanlar taşların Hindistan’dan geldiğini iddia ederler. Bu taşı işleyecek elmas M.Ö.500 yıllarına aittir, Truva’da bulunanlar ise M.Ö. 1300 yıllarına aitti. Avrupalı bazı bilginler Avrupa’da ya de taşı aramışlar sadece Kuzey İtalya’da rastladıkları Ya de benzeri bir metreküplük taş dışında bulamamışlardır.
Dünyanın en sert taşı olan elmasın sertlik derecesi 10, Yeşim Taşının ise 7 dir. Bu taş ancak kendinden daha sert olan elmas, safir, zircon, yakut gibi taşlarla işlenebiliyordu. Bu taşı işleyen Turanlı ustalar mineraloji konusunda büyük bir bilgiye sahiptiler. Dağlarda buldukları damarlardan dev ateşler yakarak yumuşattıkları tonlarca ağırlıkta ya de bloklarını dövüp kuma dönüştürdükleri elmas, safir, zircon ve yakut tozlarını ıslak derilere yedirip kurutarak elde ettikleri zımparalarla binlerce yıldır kullandıkları kendi yaratıları olan özel tornalarda traşlayarak biçimlendiriyorlardı. Avrupa’da bulunan Yeşim Taşları Türkistan’ın Hotan, yarkent, Lolan, Miran dolaylarında çıkarılıyordu. Avrupa’da bulunan ya de baltaların ağızları keskin değildir, çünkü bu baltalar dinsel törenlerde kullanılıyordu.
Tarihte ipek yolu olarak bilinen yol ya de taşının da yoluydu. İpek yüklü kervanlar yollarına devam ederken bir kısmı yükünü Türk Yurdunda bırakır, Yeşim Taşı yüklenip dönerlerdi. Çin Seddinin en batısında Türklerle ticarete ayrılmış kapıya Çinlilerin ya de kapısı adını verdikleri kayıtlarda yer almaktadır. Tarihin izleri politik bilginlerce gizlenmek istense de bir şekilde ortaya çıkıyor. Anadolu’da yapılan araştırmalarda Orta Asyada görülen kaya resimleri ve balballar bulunmuştur. Anlaşılan Atatürk Türk Dil ve Tarih kurumlarını boşuna kurmamış. Vefatından sonra ülkemiz her alanda olduğu gibi tarihçiliğimiz de batının etkisi altına girmiş. TTK ve TDK devlet dairesine dönüşmüş. Birçok tarihçimiz Turan tezlerine batılı tarihçiler katılmıyor diye itibar etmiyor. Bu alanda da güneş “batıdan doğuyor”. Sanırım Avrupalı tarihçiler köklerimiz Turani’ymiş dediklerinde bir kısım tarihçimiz itiraz edip aksini ispatlamaya çalışacaklar diyelim, yazımızı bitirelim.
KAYNAKLAR:
1-Avrupa’lıların Ataları Türk’tür
2-İsveççe’nin Türkçe İle Benzerliği-İsveçlilerin Türk Ataları Pr. Sven Lagerbring
3- Anadolu ArkeolojisiPr.Veli Sevin
4- İran Türklerinin Eski Tarihi Pr.Dr.Muhammed.Taki Zehtabi (Kireşçi)
5-Iraklılar Kitabı Kazım Mişan
6- Kazım Mişan’ın diğer Eserleri
https://www.belgeseltarih.com/yesim-tasi/
MAKALEYE YORUM YAZIN
-
17.05.2020 Mezarında bile rahat bırakılmayan Şehzade Cem Sultan
-
09.05.2020 Lodos estiğinde uçaklar Bursa'ya inemezdi
-
09.05.2020 Bursa Basınından Uçan Daire Haberleri
-
18.04.2020 Bursa'nın Dağ Yöresinde Sinema
-
18.04.2020 Bir zamanlar Bursa'da deve güreşi de yapıldı
-
17.04.2020 Kültürpark'taki boa yılanları nasıl öldü?
-
17.04.2020 Bursa'da fil cinayeti! Arşivden yansıyanlar…
-
17.04.2020 Antik Çağlardan Günümüze Gelen Bir Kavim: Sahalar
-
10.04.2020 Yerel Basın Arşivi: Bursa defineleri nerelerde çıktı?
-
05.04.2020 Şeyh Bedrettin Vakası öncesi Rumeli'ne sürülen dini gruplar
-
05.04.2020 Bursa'ya sürgün edilen şeyhülislamlar
-
05.04.2020 Bursa'da medfun mollalar
-
27.02.2020 Pazırık Halısı ve Kurganı
-
27.02.2020 Tirilye Sinemaları
-
27.02.2020 Bursa'da Havayolu Taşımacılığı, Uçak Kazaları ve Anılar
-
27.02.2020 İnegöl'de müderrislik yapan mollalar
-
02.11.2019 Bir Mübadele Öyküsü: Langaza'dan Çeşnigir Köyü'ne
-
20.10.2019 Kızılbaş ayrımı Bursa'da başladı: Kızıl börk-Ak börk ayrılığı
-
20.10.2019 Nostalji… İnegöl Sinemaları…
-
06.08.2019 Kurşunlu sinemaları ve Kurşunlu'da bir gezinti
-
14.07.2019 Osmanlı Devletinin Kuruluşu: Aşiretten mi Yoksa Uç Beyliği mi?
-
10.07.2019 Bursa'da çekilen filmler
-
02.07.2019 Fergana
-
30.05.2019 Philips demek Eindhoven demek
-
29.05.2019 Utrecht'te Runik Yazı
-
28.05.2019 Bir Hollanda gezisi ve Rembrandt
-
28.05.2019 Bu dünyadan Hadi Türkmen geçti
-
28.05.2019 Mustafakemalpaşa'da Çekilen Filmler
-
25.05.2019 Kızılderililer ve Ön Türkler
-
17.05.2019 Osmanlı ve Teşkilatı Mahsusa'nın Müttefiki Küçük Han
-
27.04.2019 Keles Sinemaları (Nostalji)
-
14.04.2019 Memlûkler
-
14.04.2019 Osmanlı tahtına göz diken Giraylar
-
07.04.2019 Semerkand'dan Kastamonu'ya Astronom Şirvani
-
24.03.2019 Fransız tarihçilerin gözünden Osmanlılar'ın Mısır'ı fethi
-
24.03.2019 Bursa Orhangazi Sinemaları
-
16.03.2019 İznik Sinemaları ve Anılar
-
15.03.2019 Yenişehir, Anılar ve Sinemaları
-
13.03.2019 Osmanlı'da Nüfus Sorunu Üzerine
-
13.03.2019 Şeyh Bedrettin (1358/59 – 1416)
-
13.03.2019 93 Harbi (1877-1878) Öncesi Anadolu
-
09.03.2019 Unutturulan Cihangir Osmanlı Padişahı
-
09.03.2019 Halide Edip'in romanı… Mustafa Kemal Paşa ve "Vurun Kahpeye"
-
06.03.2019 Tankut Sözeri – Hayatı… Eserleri…
-
27.01.2019 Bursa Geçit'te Bir Sinema
-
05.01.2019 Padişah II. Mahmut Dönemine Farklı Bir Bakış
-
01.01.2019 Anadolu'dan Semerkand'a, Semerkand'dan Anadolu'ya bilime yolculuk
-
30.12.2018 Runik Yazıyı Okuyan Adam: Kazım Mirşan
-
30.12.2018 Meclis-i Mebusan'da bir oturum ve Ahmet Vefik Paşa
-
19.12.2018 Hüsnü Züber – "Yaşarken mezar taşını yaptıran adam!"
-
14.12.2018 Leon Cahun'a göre Avrupa'da Ön-Türk izleri
-
09.12.2018 Osmanlı'nın son Mekke Şerifi Ali Haydar Paşa, Fahrettin Paşa ve Medine Müdafaası
-
09.12.2018 Anna Komnena zamanında Balkanlarda Türkler
-
25.11.2018 Keles-Taşkent Hattı
-
25.11.2018 Malta Sürgünleri
-
25.11.2018 Malta'ya sürülmeden Samsun'a
-
18.11.2018 Sinema işletmecisi Bahri Akkuşoğlu'nun gözünden Bursa'da sinema dünyası
-
18.11.2018 Katip Çelebi'nin izinden giden Bursalı müellif Mehmet Tahir Efendi
-
18.11.2018 Bursa'da Medfun Sadrazamlar ve Vezirler
-
13.10.2018 Kurtuluş Savaşı ve Demirkapı Köyü
-
13.10.2018 Rydakos Çayı'ndan İskele Mahallesi'ne Kocasu'nun yolculuğu
-
13.10.2018 Güllüce Köyü, Mustafakemalpaşa ve Anılar
-
12.10.2018 Yeniçeriler ve yeniçeri isyanlarına farklı bir bakış
-
25.09.2018 Bursa'da nostaljik bir gezinti
-
25.09.2018 Doğu Anadolu'da Kurulan Şuralar
-
25.09.2018 Emperyalizmin Tarih Anlayışı
-
26.08.2018 Batı Anadolu Halkı, İonlar
-
21.08.2018 Bursa'da son ipek filatürcü
-
21.08.2018 İngilizlerle ayrı bir barış antlaşması yapmak istiyordu, ölü bulundu
-
21.08.2018 Güvem Köyü'nden bir mucit
-
21.08.2018 "Herkes Geldi Ama Zuhram Gelmedi"
-
20.08.2018 Meyhane Kültürü – Bursa'da Meyhaneler
-
13.08.2018 Semerkant Rasathaneleri ve Medreseleri
-
24.07.2018 Kor Paşa, Çadır Yıkan Paşa, Bursa'yı Ayağa Kaldıran Paşa
-
24.07.2018 Yıldırım'ın ve Timur'un şairi Ahmedi
-
24.07.2018 TOY – Özbek Düğünü
-
15.07.2018 Bursa'nın Bayram Yeri: Pınarbaşı
-
15.07.2018 Enver Paşa'nın gerçekleşmeyen hayali: Resne'ye dönüş
-
15.07.2018 Tarih Yazımının Değişimi: 19. Yüzyıl
-
08.07.2018 Hemşinlilerin Kökeni… Doğu Ülkeleri Tarihinin Altın Çağı
-
08.07.2018 Kafkas arkeolojisi üzerine
-
08.07.2018 Mevlit Yazarı Süleyman Çelebi'nin Türbesi Nasıl Yapıldı
-
08.07.2018 Türkiye'de Panayır Kültürü
-
08.07.2018 Bursa'da Gizli Nikah ve Sinemacı Bahri Eşiyok'un Gözünden Bursa Sinemaları
-
24.06.2018 Çerkeslerde Düğün-Yemek-Giysi Kültürü
-
24.06.2018 Binek taşları ve Bursa'daki son binek taşı
-
24.06.2018 Cumhuriyet ekonomisi başlarken
-
22.06.2018 Yeni komedi türü: Tarih kitaplarındaki çeviri hataları
-
19.06.2018 İpek Yolu Devletleri ve İpek Savaşları
-
17.06.2018 Kafkasya'dan İspanya'ya, Anadolu'dan Orta Doğu'ya dolmenler
-
17.06.2018 Evliya Çelebi'den günümüze Bursa'nın kıraathaneleri ve kahve kültürü
-
16.06.2018 Osmanlı'nın kuruluş yıllarında Bursa'da sağlık
-
16.06.2018 2. Dünya Savaşı'ndan hüzünlü bir öykü: Kravat
-
16.06.2018 Kapalıçarşı yangınından sonra Yorgancılar Çarşısı nasıl açıldı
-
16.06.2018 Bursa Kız Lisesi Bandosu
-
16.06.2018 Bursa Kız Lisesi Korosu
-
08.06.2018 İnegöl'de çekilen filmler
-
05.06.2018 1.Dünya Savaşı'nda Batı Trakya
-
05.06.2018 Bizans ve Bursa İpekçiliği
-
31.05.2018 Gemlik'in sinema geçmişine dair anekdotlar
-
31.05.2018 İnegöl'de nostaljik bir gezinti ve Kent Müzesi
-
23.05.2018 Misi Etnografya Evi
-
23.05.2018 Mevlit Yazarı Süleyman Çelebi ve Kazım Baykal
-
16.05.2018 Bursalı Osmanlı tarihçisi Neşri
-
16.05.2018 Türkiye ve Dünyada Çerkes Diasporası
-
16.05.2018 Bursalı Tahir Bey ve Balıkhane Nazırı Ali Rıza Bey'in gözünden Karagöz ve Hacivat
-
08.05.2018 Bursa'dan Tamgalısay'a yolculuk notları
-
08.05.2018 Kafkasya'dan Anadolu'ya: Zekeriya Efendi
-
15.04.2018 Teşkilat-ı Mahsusa ve Türkistan
-
14.04.2018 Bulgar-Yunan çetelerine karşı… Son Osmanlı akıncıları
-
14.04.2018 Mary A. Walker'ın Bursa anıları ve Karadeniz boyundaki son Oğuz devleti
-
14.04.2018 Bursa'dan Kırım tahtına: İslam Giray Han
-
14.04.2018 Çerkes ve Gürcü köle ticaretinin yasaklanışı (1845-1855)
-
07.04.2018 Ermeni tehciri üzerine
-
07.04.2018 Anadolu'da ‘Erken' Hurri Kültürü
-
06.04.2018 Kuşçubaşı Hacı Selim Sami Bey (1877-1927)
-
05.04.2018 Onlar yaşarken efsaneydiler
-
04.04.2018 Kıpçak Ermeniler
-
04.04.2018 Nexhaylar'ın kızı
-
04.04.2018 Semerkant'tan Anadolu'ya
-
04.04.2018 Adıgelerde Nart Efsaneleri
-
03.04.2018 Vubıhlar / Ubıhlar
-
03.04.2018 Muy Mübarek
-
02.04.2018 Kurtuluş Savaşı'nda Batı Trakya'da Kuva-yı Milliye
-
02.04.2018 Yitirdiğimiz Osmanlı Kenti: Bursa
-
02.04.2018 18.Yüzyıl sonu Osmanlı-Kafkas ilişkileri ve Ferah Ali Paşa
-
30.03.2018 II. Beyazit döneminde Kafkasya
-
30.03.2018 Kırım Hanları ve Çerkesler
-
30.03.2018 Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti (1917-1920)
-
27.03.2018 Üçüncü Batı Trakya İdaresi
-
27.03.2018 Boğanın boynuzları – Sümerler – "Tarih Türklerle Başlar"
-
26.03.2018 Bursa'da özel radyoculuğun öncülerinden Mehmet Önür-Cemal Elmas
-
26.03.2018 İkinci Batı Trakya Devleti
-
25.03.2018 Ürdün'den Bursa'ya Kafkas tarihçisi Mahmut Bi
-
25.03.2018 İstiklal mahkemelerinde "İzmir Suikasti" davası
-
25.03.2018 Harf Devrimi ve Millet Mektepleri
-
24.03.2018 Anadolu'ya yerleştirilen Kumanlar (Manavlar)
-
25.03.2017 Hükümet-i Muvakkate / Rodop Geçici İdaresi
-
16.03.2017 Harp tarihçilerimiz ve Bursalı Mehmet Nihat Bey (1886-1928)
-
22.05.2016 Denize atılan çiçekler: Kafkas sürgününe anma
-
03.04.2016 Özbekistan… Tarihini koruyamayan kent: Hokant…
-
26.03.2016 Ermeni Tehciri
-
25.03.2015 Eski Zağra Müftüsü'nün gözünden 93 Harbi